Demirel konuşurken ayağa kalkmamıştı.
HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın öldürülmesinin ardından, en önemli siyasi cinayet niteliğindeki bu olay, Güneydoğu’yu tam bir karamsarlığa boğuyor. Diyarbakır Havaalanı’nda bizi karşılayan şoför bile, “Ciğerimiz yanıyor” dedikten sonra, mutsuz bir ifadeyle etkiliyor:
“Milletvekilimiz öldürüldü. Biz memleketimizi terk mi edelim? Bu işin sonu nereye varacak?”
Kentte ilan edilen sokağa çıkma yasağı nedeniyle sokaklar ve caddeler sanki polislerle, çocuklara bırakılmış izlenimi veriyor. Yolların boşluğundan yararlanan çocuklar, dünyayı umursamaz şekilde oyunlarını sürdürüyorlar.
Olay nedeniyle kente gelen Adalet Bakanı Seyfi Oktay, İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar ve Olağanüstü Hal Bölge Valisi Ünal Erkan saatlerce Vilayet’te kalıyor, olay hakkında bilgi alıyorlar. Aynı saatlerde kentin en hareketli ikinci noktası ise öldürülen milletvekili Mehmet Sincar’ın cenazesiyle, diğer yaralıların ve milletvekillerinin bulunduğu SSK hastanesi oluyor.
Sorumlu Demirel’dir
Yaralı milletvekili Nizamettin Toğuç, Hürriyet’e olaydan devleti suçlu gördüğünü söylüyor. Toğuç, suçlamalarını şöyle sürdürüyor:
“Meclisi açış konuşmasında Cumhurbaşkanı bizi hedef gösterdi ve Meclis de onu alkışladı. Rastlantı bu ya, ayağa kalkmayan ilk milletvekili de Mehmet Sincar’dı. Biz direkmen Cumhurbaşkanı’nı ve devleti sorumlu tutuyoruz.”
Koruma istemeyen dilekçe
Bakanlar Emniyet Müdürlüğü’ne gidiyor, orada basın toplantısı düzenliyorlar. Gazioğlu, milletvekillerinin neden polis koruması altında olmadıkları sorulunca, “Valiliğe, ‘Koruma istemiyoruz’ diye dilekçe vermişler” karşılığını veriyor.
Hürriyet’in ısrarına rağmen dilekçenin altındaki imzayı söylemeyen Gazioğlu, Toğuç’un sözlerini anımsatarak şunları söylüyor:
“Zaten adamlar polisi takipçi görüyor. Koruma olarak görmüyor.”
Mehmet Ağar ise bakanlarla Batman’dan ayrılırken, “PKK-Hizbullah” çatışmasına dikkat çekiyor.
Gazioğlu’nun, koruma istemediklerine yönelik dilekçe verildiği iddiasına değinen Leyla Zana, “Böyle bir dilekçe vermedik. Bir gün böyle diyeceklerini düşünmüştüm” diyor.
Silahları geri verilecek
Milletvekilleri Ankara’dan cenaze için gelecek uçağı beklerken, bir polis memuru geliyor, Sincar ve Toğuç’un olay sırasında kaybolan silahları hakkında bilgi veriyor:
“Silahlar Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’ne gönderilmiş. Bilahare geri verilecekmiş.”
Polis memuru gittikten sonra, milletvekili Remzi Kartal şunları söylüyor:
“Bakarsın bunlar ruhsatlı silahlar için düzmece balistik raporu hazırlarlar, insanları katil gösterirler…”
Hürriyet Gazetesi, Faruk Bildirici, 06 Eylül 1993









