Esmer Vatandaşlardan Kimlik Sorun

956

Mehmet Sincar’ın cenazesi için Kürdistan’dan gelen binlerce kişi Kızılay Meydanı’nda… Her sokak her parkta Kürdistanlı yüzler…

Binlerce polis DEP Genel Merkezi’nin bulunduğu Necatibey Caddesi’ne giden yolların tümünü tutmuş durumda. DEP Genel Merkezi’nin üzerinde polis helikopterleri alçaktan uçuş yapıyor. Sokak başlarında yol kenarlarında ve kalabalığın arasında resmi, gayri resmi sivil binlerce polis…

Necatibey Caddesi’nin girişinde komiser çelik kuvvet ekiplerine talimat veriyor. “Esmer vatandaşlardan kimlik sorun” Polis Kızılay Meydanı’na dağılıyor. Yüzlerce esmer vatandaş Kızılay Meydanı’nda polisle kovalamaca oynuyor.

Eyleme katılma kararı alan ve DEP Genel Merkezi’ne her gelişlerinde dağıtılan memur sendikaları bu dağınık bekleyiş içindeyken, yavaş yavaş küçük grupların oluştuğu gözleniyor. Memur sendikalarının oluşturduğu kortej, polisle itişe kakışa Necatibey’e doğru ilerlerken, birden çevrelerinde esmer vatandaşlar beliriyor. Cizre’den, Hakkari’den, Ağrı’dan, Adana’dan, Kürdistan’ın ve Türkiye’nin her yerinden Ankara’ya ulaşmaya çalışan grupların içinden kent merkezine ulaşmayı başaran bu insanlar eylemci grupla birleşiyor. Bir anda 2 bin kişiye ulaşan kalabalığın önüne, eylem disiplinine alışkın Kürt kadınları yaklaşıyor. Kortejin önüne geçerek yürüyüşü organize etmeye başlıyorlar. Zafer işaretleri zılgıtlar ve sloganlar. Önce uzun bir “zılgıt” arkasından “katil devlet”, “Şehit namırin (Şehitler ölmez)” sloganları.

Türkiye’nin başkenti Ankara Cizre’li bir gün yaşıyor. Kürt halkı, direniş coşkusunu Kızılay Meydanı’na taşıyor.

Polisin ilk müdahalesi sonunda dağılma eğilimi gösteren kalabalığa, eylemi denetim altına alan kadınlar engel oluyorlar. “Kaçmayın gerekirse ölün” diyorlar. Kızılay Meydanı’nda Kürt kadınları, Türk kardeşleriyle birlikte omuz omuza direniyor. Polis vahşice saldırıyor. Saldırıda onlarca kişi yaralanırken, polisleri copları kırılıyor. Her tarafta kanlar içinde yatan yaralılar, ikinci bir saldırıya uğruyorlar. Bu ara yerde bitkin bir şekilde yatan bir yaralının başına toplanan 5-6 Kürt kadını binlerce polisin arasında zılgıtlar, çığlıklar ve sloganlarla tüm polisleri ve basın mensuplarını yanlarına çekiyorlar. “Sizler katilsiniz, öldürdünüz kardeşlerimizi”, “Alçaklar”, “Faşistler” ve polisle atışıyorlar. Çevrede bulunan insanlar hayretle izliyorlar gelişmeleri. Bir ara biri yaklaşıp polise soruyor “Abi ne yapmış bunlar?” Polis yanıtlıyor “Polis öldürmüşler”

Polis kalabalıktan geriye kalanları gözaltına alırken, çekim yapan bir TV muhabirini tartaklıyor. “Bunlar devleti yıkmak istiyor. Neden çekim yapıp onlara yardımcı oluyorsunuz” Muhabir özür diliyor ve serbest bırakılıyor.

Ortalık yatışınca Sıhhiye Köprüsü civarında başka bir grup Kürtçe sloganlar ve zılgıtlarla harekete geçiyor. Kızılay’da dağılmış yüzlerce “esmer” vatandaş o tarafa doğru yöneliyor. Coplar, çığlıklar, sloganlar. Basın mensuplarının yanında duran komiser gazetecilerle konuşuyor, “Çocuklar çok yorgun, neredeyse beş kilometre hiç durmadan koştular”

Bir grubun dağıldığı anda, diğer bir grup harekete geçiyor. Kürdistan’ın küçük generalleri, başı puşili anaları ve yaşlı amcaları, Kızılay Meydanı’nda Türk kardeşleriyle birlikte polisle çatışıyorlar. “Kahretsin Kızılay Meydanı’nda taş yok” Coplanıyorlar.

Kanları birbirine karışıyor, Ankara Kızılay Meydanı’nda Kürtçe zılgıtlarla, Türkçe haykırışlar birbiriyle kucaklaşıyor.

Ankara Ankara olalı böyle bir olağanüstülük yaşamadı. Onlarca memur eylemi yaşayan Ankara böylesi vahşi bir saldırıya uğramadı.

Eğer “Güneydoğu’da neler oluyor” diye merak eden birileri varsa, yaşananları Kızılay Meydanı’nda dün görmüş olmalıydı. Kızılay Meydanı Kürdistanlı bir gün yaşamıştı.

Özgür Gündem Gazetesi, Mustafa Erdoğan, 09 Eylül 1993