Mardin Milletvekili Mehmet Sincar’ın Batman’da öldürülmesi olayı bir süredir yasama dokunulmazlıkları tartışma konusu olan grup üyelerinin “yaşam dokunulmazlıkları” karanlık ellerce kaldırılmaya başlandığı talihsiz bir sürece girildiğinin habercisidir.
Sincar Parlamentonun genç milletvekillerinden biriydi.
SHP’den Mardin Milletvekili seçilerek Meclis’e girmişti. Ardından HEP’e geçiş ve DEP üyesi iken Batman’da noktalanan bir yaşam. 1 Eylül’de TBMM’nin yeni açılış yılına girişinin haftasında Güneydoğu kökenli bir milletvekilinin cinayete kurban gidişi gerçekten dramatiktir.
Mehmet Sincar’ın Batman’da silahlı saldırıya uğradığı gün Başbakan Tansu Çiller de Sivas’da ‘yaşam hakkı’nın her türlü düşünce ve inancın önünde engel olduğunu vurguluyor ve ne olursa olsun kaldırılamayacağını savunuyordu.
Birkaç saat sonra kürsü dokunulmazlığı olan bir milletvekili çarşıda, halkın arasında vuruldu. Mardin Milletvekili Mehmet Sincar’ın Batman’da öldürülmesi, cinayet sırasında aynı heyette bulunan Batman Milletvekili Nizamettin Toğuç’un yaralanması, DEP il yöneticisi Metin Özdemir’in de Sincar’la birlikte yaşamını yitirmesi “plan”lı suikastın ipuçlarını ortaya koymaktadır.
Kimilerinin öne sürdüğü gibi Doğu ve Güneydoğu’da artık bir “kontra” gerçeği vardır. Hizbullah gibi PKK gibi gözünü kırpmadan adam öldürebilen profesyonel timlerin mevcudiyeti kuşkusu DEP milletvekillerini hedef alan ve Sincar’ın ölümüyle sonuçlanan Batman cinayetinde bir kez daha gözler önüne serilmiştir.
Ve devlet milletvekilini dahi “Faili meçhul” cinayetlerden koruyabilme gücüne sahip değildir.
Belki de iddia edildiği gibi “Devlet içinde devlet” olan güçler, Güneydoğu’yu PKK ve onun sempatizanlarından “temizleme” işini üstlerine almışlardır. Hizbullah ya da Hizbulkontra, adı ne olursa olsun “ölü-kent” durumuna getirilen Batman’da 200’e yakın “faili meçhul” cinayet işlenmiş olması, kontrol dışı örgütlerin varlığını sergilemektedir.
Sincar milletvekiliydi.
Ve Meclis geçen yıldan bu yana “Faili meçhul” cinayetleri “özel komisyon” marifetiyle araştırıyordu. Şimdi, bir TBMM üyesinin katledilmesi olayı da Meclis komisyonunun gündemine alınacaktır.
Hazindir.
Üyelerinin “yaşama dokunulmazlığını” koruyamayan bir Meclis… Bu bir trafik kazası değil ki cenaze törenlerinde “trafik canavarını” lanetleyelim. Akşamüzeri esnafla sohbet ederken, Batman gibi yörenin petrol kenti, en canlı ticari ve ekonomik merkezlerinden birinde milletvekilleri kim vurduya gidebiliyor.
Kuşkusuz, o milletvekillerinin bir bölümü hakkında PKK ile “bağlantı” iddiaları söz konusu. DGM’de açılan davalar var. Bazılarının yasama dokunulmazlıkları kaldırılmak isteniyor. HEP’in kapatılmış olması nedeniyle şimdi SHP’de olmasına karşın üyelikleri düşürülenler oluyor.
Ancak bu tür yargıların hiçbirisi intikam duygularıyla cinayet nedeni olamaz. Olmamalıdır.
Cumhurbaşkanı’nın, Meclis açış konuşmasında Güneydoğu’da kan dökenlere sempati duyanları “katil” olarak ilan etmesi de, Mardin Milletvekili Sincar’ı hedef alan cinayet sonrası daha çok tartışılacak. Nitekim DEP Genel Başkanı Yaşar Kaya başta olmak üzere, bu konuşmanın kimileri için “cesaretlendirici” olduğu görüşünü dile getirenler çıkmaya başlamıştır.
Evet herkes için daha “yatıştırıcı” duygular beslemenin şart olduğu “olağanüstü” günlerden geçiyoruz.
Doğu ve Güneydoğu’da PKK’nin üstesinden gelinecek diye başvurulan önlemlerin şiddeti kontrolden çıkarsa, Türkiye önümüzdeki günlerde daha büyük bir sıkıntıya girer, Mete Sayar’ın bölgeden ayrılırken, dağdaki gerilla için söylediği “tek tek adam öldürmekle sorun çözülmez” mesajını tersine algılayan kontrgüçler kentteki insanları tek tek avlamak siyasetine yöneldilerse, bu işin sonu felaket olur.
İşte, son kurban, milletvekili…
Ya öncekiler… Bilim adamı, gazeteci, avukat, doktor, polis asker… Yüzlerce insan var “Yaşama dokunulmazlıkları” ellerinden alınan. Güneydoğu’daki “savaş hali” nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı, herhalde Bosna’da ölenlerden az değildir.
Aydın Engin dünkü Cumhuriyet’te Batman’da öldürülen Habip Kılıç’ın kendisiyle vedalaşırken şunları söylediğini yazıyordu: “Başımızın gölgesini önümüze düşürmeyenlerden oldukça bir gün kör kurşun bulur bizi. Ya seni, ya beni, ya bizim gibilerden birini…”
DEP’li milletvekilleri Batman’a “faili meçhul” cinayetlerin son kurbanlarından Habip Kılıç’ın ailesine başsağlığı için gitmişlerdi. Heyette Kılıç’ın kardeşi de bulunuyormuş. DEP Genel Başkan Yardımcısı Nesim Kılıç, Diyarbakır Havaalanı’nda gözaltına alınmış. Orada bulunan Hatip Dicle, Nesim Kılıç polis aracına bindirilirken, Mehmet Sincar’la arabada bulunan Mardin’li itirafçıyı tanıdığını söylüyor.
Batman’daki silahlı saldırının bu olayla ilişkisinin yanı sıra, o gün korumaların milletvekillerinin çevresini boşalttığı iddiası da söz konusu. Şimdi devlet büyükleri çıkıp “olay münferittir” diyeceklerdir. Ya da Ermenistan’a duyulan “alerji” nedeniyle, topu Nahçıvan sınırına atanlar bile çıkacaktır.
Daha Temmuz ortasında Başbakan Batman’daydı. Çiller’in gezisini izlerken, yöre halkının ne denli korku içinde olduğunu gördük. Hava kararınca evine çekilmeyen herkesin Habip Kılıç’ın katledilmeden önce söylediği gibi “Bir kör kurşun”a kurban gitmesi olasıydı. Nitekim Mehmet Sincar da benzer şekilde öldürüldü.
İlginçtir.
Artistlikte birbiriyle yarışan “özel” kanalların hiçbirisi 1980’den sonra ilk kez bir milletvekilinin öldürülmüş olmasını, cumartesi akşamı “haber” bile yapmadılar. “Karanlık dünyanın korkulu rüyası” olan starlar “canlı” haberi atlamışlardı!
Dileğimiz TBMM’nin olayın “Bir milletvekilinin öldürülüşü” olduğu gerçeğini atlamadan, ancak Batman başta olmak üzere pek çok yurttaşın “faili meçhul” cinayetlere kurban gittiğini bilerek, katillerin takipçisi olmasıdır.
Çünkü milletine ve milletvekiline “Yaşama dokunulmazlığı” sağlamayan Meclis’ler halktan koparlar. Ankara’da sıradan bir adres durumuna düşerler.
Toparlanın, sayın üyeler!…
Milliyet Gazetesi, Derya Sazak, 06 Eylül 1993








