Bu alçaklığı her kim yaptıysa Mardin DEP milletvekili Mehmet Sincar’a yönelik namlu ile başta devletimiz olmak üzere bilinmelidir ki hepimizi vurdu.
Sincar bizim değerlendirmemize göre bu ülkedeki huzuru, kardeşliği birliği, bütünlüğü ve demokrasiyi torpilleyenleri destekleyen bir grubun üyesiydi. O nedenle karşılaşıp konuşsa herhalde ikinci cümleye gelmeden ihtilafımız ortaya çıkardı. Buna rağmen belirtelim ki ona veya onun gibi düşünenlere yapılan her saldırı bu ülkenin düşmanlarına yaradı.
Onu üstelik kahpece, çünkü kahpeliğin temel kuralı arkadan vurmaktır-vurdular. Yani bu cinayeti işlerken, erkekçe davranışın gerektirdiği asgari kurallara bile uymadılar.
Demokrasi Partisi (DEP) mensupları başta olmak üzere, tüm ulusumuza başsağlığı diliyoruz. Çünkü kardeşimizin acısı bizim acımızdır diyoruz.
Ama DEP’lilerin bu vahim, bu şen’i olayın şokunu bir an önce atlatıp sağduyunun ve -eğer Türkiye’yi vatan olarak kabul ediyorsa- bu vatanın selametinin gerekleri ne ise o yönde hareket etmelerini salık verme gereğini duyuyoruz.
DEP’liler biliyoruz ki Sincar olayını mümkün olduğunca büyütecekler. Büyütmeleri de gerekir. Çünkü bir insanın öldürülmesinin vahametine ek olarak, bu milletin bir vekilinin bir cinayete kurban gitmesi fevkalade önemli bir olaydır. Ama bu olayı toplumsal huzuru bozacak, insanlarımız arasına yeni ve sonu nereye kadar varacağı belli olmayan düşmanlık tohumları ekecek şekilde tutarlar ve yönlendirirlerse, başta kendileri olmak üzere hepimizin zarar göreceği kesindir. O yüzden Sincar’a sadece kendilerinin ve yandaşlarının yanmasını ve gözyaşı dökmesini değil, 56 küsur milyon insanıyla tüm halkımızın gözyaşı dökmesini sağlayacak kadar akıllı davranmaları en doğrusudur. Oysa ilk belirtiler maalesef bu yönde değildir.
Biz yine de karşılaşılan vahim olayın şokuna bağlayarak yani ihtiyatla bakarak işaret etmek isteriz:
Sincar’ın katili veya katilleri her kim ise, bir an önce yakalanıp cezalandırılmalarını sağlamadığı sürece, DEP’liler başta olmak üzere hepimiz bu devletin yakasına yapışmalıyız. Bu, istisnasız herkesin borcudur.
Ama herkesi bu fikir etrafında toplayabilmek için DEP’lilerin de herkesle aynı değerleri paylaştıklarını yani bu ülkenin insanlarından bazıları ölünce katilleri desteklememek gibi bir borçları olduğunu bilmeleri ve göstermeleri gerekir.
Ne demek istediğimizi biraz daha açalım:
Bu sütun bizim şahsi malımız olmadığı için, kendimizle ilgili konuları buraya getirmeye hakkımız olmadığını biliriz. Ama DEP’in organı olan gazetenin dünkü nüshasına göz atanlar görürler ki orada, Güneydoğu Anadolu’da meydana gelen terör olaylarının (onlar buna Kürdistan yürütülen savaş diyorlar) gerçek nedenlerini bir türlü görmek istemeyen üç gazeteci adı sayılmakta, bunlardan biri olarak bizim “devletin yürüttüğü kirli ve kuralsız savaşı kayıtsız, koşulsuz desteklediğimiz” ileri sürülmektedir. Dahası, Sincar olayı nedeniyle bize bir de “gözünüz aydın” denilmektedir.
Hemen söyleyelim: Her şeyimizle ortadayız. Bizim hiçbir kirli olayı desteklediğimizin örneği yoktur. Varsa göstermek görevleridir. Kaldı ki bunu söyleyebilmek için, Sincar’ı vuranlar kadar alçak olmak lazımdır. Çünkü o satırları yazanlar da bilirler ki belki on Sincar’a bedel bir büyükleri olan Musa Anter’in katli olayına da en şiddetli tepkiyi gösteren bu kalemdir.
Hele Uluslararası Basın Enstitüsü’nün son Mayıs ayında Venedik’te yaptığı Genel Kurul toplantısında delegelere “Türkiye’de öldürülen gazeteciler listesi” diye bir liste dağıtıp onun içine Uğur Mumcu’yu koymayacak kadar utanç verici bir ırkçılık yapanların, bu konularda başkasına söz söylemek için hiç yüzleri olmaması gerekir.
Hürriyet Gazetesi, Oktay Ekşi, 06 Eylül 1993









