Emniyet güçleri tam anlamıyla saate karşı yarışıyorlar. Tek hedefleri var. Sincar cinayetinin faillerini cenazeden önce açıklamak. Dün konuştuğum bir üst düzey yetkili “24 veya en fazla 48 saate ihtiyacımız var. Bu işi asıl failler ve gözcüler ile birlikte çözeceğiz” diyor. Çok emin bir ifade ile konuşuyor ve ardından ekliyor: “Cinayeti çözeceğiz ve cenaze onlar için tam anlamıyla bir fiyasko olacak.” Bu kadar emin konuşmasının tek nedeni var. Çünkü katil ellerinde.
Kararlarda söz sahibi üst düzey bir komutan PKK’yla mücadele hakkında ilginç bilgiler veriyor: “Örgüt artık etkili eylem yapamıyor. Her gün 100-150 yerde karşılarına çıkıyoruz. Günde ancak 3-7 etkili eylem yapabiliyorlar. Öteki hareketleri hep, askeri tedbirle ‘yumuşak eylemler’. Yani neticeye götürmeyecek, ancak taciz niteliği olan eylemler. Birkaç el ateş edip kaçıyorlar. Örgüt bunlarla bir yere gidemez. Alana hakimiz”
Askeri yetkili, son günlerde artan “Ateşkes” çağrıları ile ilgili görüşlerini de açıklıyor:
“Ateşkes elbette fevkalade iyi bir şey. Ama dağdaki silahlı adam orada dururken, yapılan iş ateşkes olmaz. Buna askeri dilde, ‘silah kullanmaya ara vermek’ denir. Böyle bir hareket de, olsa olsa örgütün toparlanmasına imkan tanır”
DEP tercihini yapıyor
Konuştuğum askeri yetkilinin vardığı sonuç şu:
“Biz bu kış etkili operasyonlarla harekete devam edeceğiz. Bunun sonucunda örgüt 2-3 yıl geriye dönecek.”
Askerin olaya bakışı bu.
Bu arada gerek askerler, gerek emniyet yetkilileri, “Askerlerle polisin koordinasyonundan” son derece memnun görünüyorlar. Tabi Başbakan Tansu Çiller’in tutumu her iki tarafça da iyi bulunuyor. Hatta konuştuğum bir yetkili, “Tansu hanım bir iki yıl önce işbaşına gelseydi, biz bu işi şimdiye kadar bitirirdik” diyor.
Askeri planda durum bu olunca, doğal olarak örgütün siyaset ve propaganda alanında etkili silahlara ihtiyacı doğuyor. DEP Milletvekili Mehmet Sincar’ın ölümü etrafında yaratılan hava bunu açıkça gösteriyor.
Askeri planda sıkışan örgüt, şimdi siyasi ve uluslararası planda kendine nefes alma alanı açmaya çalışıyor. Ama bu olayla birlikte DEP de artık siyasi tercihini yapıyor.
İlk günden beri Kürt Sorununun çözümünde eski HEP yeni DEP’e büyük görevler düştüğünü yazıyoruz. Ancak DEP’in bu tarihi misyonunu yerine getirmesi için, sadece ülkenin Kürt nüfusu değil Türk nüfusu göz önünde de meşruiyete sahip olması gerekiyordu.
Bunu sağlamanın çok basit yolları da vardı. Şimdi Sincar’ın cenazesine gösterilen tepki bölgede masum insanlar, görev yapan gencecik askerler öldürüldüğü zaman da gösterilebilseydi, DEP başından beri üstlenmek istediği çözüm misyonunu çok daha kolay yerine getirebilirdi.
Ama bu cenaze olayında Meclis’i dışlamalar, aynı katafalk kurmalar, daha ilk andan devleti ve Cumhurbaşkanı’nı suçlamalar, olayı hemen yurt dışına şikayetler, ne yazık ki bu misyonu imkansız hale getiriyor.
DEP, bu tutumu ile artık tercihini yapıyor. Bu tercihle, ülkeyi demokratik bir mozaik içinde bütünleştirme misyonundan ayrılıp, ayrımlaştırıcı bir misyona dönüyor.
Evet ne yazık ki bunu yapıyor.
Üstelik artık PKK ile ilişkisini saklama ihtiyacı da duymuyor. DEP’in bu tutumu sorunun çözümünü daha da zorlaştırıyor.
Emniyet güçleri olay akşamından beri saate karşı yarışıyorlar. Dün konuştuğum üst düzey yetkililerin tek hedefi vardı:
“Cenaze gününden önce katilleri bulup açıklamak”
Konuştuğum üst düzey yetkili, “Cenaze, DEP ve PKK için tam anlamıyla bir fiyasko olacak” diyor.
Aslında cinayetin faili ilk akşamdan belliydi. Ancak polisin cinayetin öteki bağlantılarını çözmek için zamana ihtiyacı vardı. Ne var ki ağızlar tutulamıyor ve katilin yakalandığı dün akşam resmi kanallardan açıklanıyor.
Dünkü yazımda, bu cinayetin hem devlet dem de DEP açısından bir turnosol kağıdı olacağını yazmıştım. Dün Ankara’dan ve Olağanüstü Hal Bölge yetkililerinden aldığım izlenim şu: Devlet bu işi çözmek için büyük bir çaba harcıyor.
Tansiyonu düşürmek
DEP tarafından tek yanlı olarak suçlanmak, devlet yetkililerini de rahatsız etmiş görünüyor. Ne yapıp edip cenaze kalkmadan bu cinayetin aydınlatılıp, hem şaibeden kurtulmak hem de Mehmet Sincar’ın cenazesi dolayısıyla oluşacak tansiyonu düşürmek istiyorlar.
Ama tabii bütün bunlardan geriye bir soru kalıyor. Şimdi devlet, bu cinayetin failini bulduğuna göre iş bitecek mi? Bu cenazeyi sonuna kadar sömürmek isteyenler, bu amaçlarından vazgeçecekler mi?
Sanmıyorum. Çünkü bu cinayete, onu izleyecek cenaze törenine, siyasi bir kılıf geçirilmiş bile.
Bir toplum, bir inanç, bir ideoloji, cenazelerden medet ummaya başladığı zaman işler iyi gitmiyor demektir.
Hürriyet Gazetesi, Ertuğrul Özkük, 07 Eylül 1993









